İstihare yapmak mı, istihareye yatmak mı

yorum yok
772 kez görüntülendi okuma
19 Eylül, 2014

KURAN-~1

İnsanlığın İftihar Tablosu, Hz. Peygamber (sas) ve hülefa-ı Raşidin uygulamaları ile temellendirilmiş kitabî İslam ile bugün bizim inandığımız ve tatbik ettiğimiz İslam arasında ciddi farkların olduğu inkar kabul etmez bir gerçek. “Halk İslamı, Kültür Müslümanlığı” tabirleri bu farkı başlı başına ifade eden kavramlar.

Bu gerçeğin asıl nedeni bazı akidevî ve amelî mevzulardaki kaymalardır. Burada işin en can alıcı noktası ise bu halin ilk günden bu yana Müslümanların en büyük sorunlarından biri olmasıdır. Allah Rasulü (sas) sık sık önceki ümmetlerden misaller vererek bu duruma giden yolları kapatmaya çalışmış, ümmetine nasihatler vermiş, gerektiğinde zecrî tedbirlere dahi başvurmuştur. Sözün geldiği bu aşamada bid’at eksenli hadislerini hatırlayın isterseniz.

Akide ve amelî alanda farklı bir zemine kayan değerlerden bir tanesi de istiharedir. İstihare, sözlük anlamı itibarıyla iyilik, iyiliği arzu etme ve tercih anlamına gelmektedir. Istılahta ise Efendimiz’in beyanları ile tercih aşamasındaki bir iş için kişinin iki rekat nafile namaz kılması, peşisıra O’nun talim buyurduğu duayı okuması ve ardından kalbinde ağırlık kazanan tarafa yönelmesi, o istikamette karar vermesidir. Bunun ötesinde rüyaya yatmak, rüyada yeşil, beyaz görünce ilgili işi hayra; siyah, mavi, sarı görünce şerre yormak temel İslamî değerlerde olmayan bir uygulamadır. Bizim akidevî ve amelî kayma derken kasdını ettiğimiz de bu son kısımdaki uygulamadır. Zaten tek başına “istihareye yatmak” tabiri bile bu yanlışlığı ele vermektedir. Doğrusu, namazıyla, duasıyla istihare yapmaktır; yatmak değil.
Bu genel bilgiden sonra bir-iki hususa dikkatleri çekelim.

Bir; gaybı Allah’tan başka kimse bilemez. Dolayısıyla istihareye, istihareden çıkan neticeye mutlak iyi, güzel, doğru nazarıyla bakılmamalıdır. “Evlilikleri öncesi istihare de yaptık, yaptırdık ama neden mutsuzlar!” gibi sözler istihareye yüklenen yanlış manayı ele vermektedir. Sebepler planında yaşıyoruz. Süregiden hayat içinde sebeplerde yapılacak kusurlar elbette aksi neticelerin doğmasına sebebiyet verecektir.

İki; istihare önemli bir karar arefesinde bulunan kişinin Rabb’isine dua ve taarruzla O’na hususi olarak yönelmesi, kulluğunu, acziyet ve fakrini yeniden hatırlayarak yardım talebini arz etmesi demektir. Farklı bir anlatım tarzıyla; karar adına tercih aşamasında bulunma duanın vaktidir. Bu anlamda istihare tam anlamıyla kulluk nişânesidir. İki rekât nafile namazıyla, duasıyla Rabb’e teveccühün, kulluğu ilanın ta kendisidir. İstihare duasının her bir cümlesi bu yaklaşımı isbatlar mahiyettedir.

Üç; istihare öncesi muhtemel kararlar aklî ve mantıkî alanda ayakları sağlam yere basmalı, öncesi-sonrası, önü-arkası ile mukayeselere tabi tutulmalı, muhtemel sonuçlar üzerinde fikir yürütmeli, iş ehil veya taraf olan insanlar arasında müzakerelere konu edilmelidir. Madem Efendimiz namaz sonrası “aklına geleni ve gönlüne yatanı yapsın” buyurmuştur; o halde bunun ön hazırlığının olması gerekmektedir. Bu da demektir ki istihare mutlaka rasyonel bir zemin üzerine oturtulmalıdır.

Dört; istişare istiharenin önünde gelir. İstişare ile herkesi tatmin eden bir sonuca ulaşıldıysa, istihare diye diretmenin veya istişarede çıkan umumi karara rağmen istihare neticesi herkese rağmen farklı bir karara varmanın izahı yoktur. Rüyaya yatmanın hiç mi aslı yok denecek olursa, mutlaka vardır. İsimlerini bugün saygı ile andığımız bazı büyük İslam büyüklerinin şahsî hayatlarında tecrübe ettikleri uygulamalardır bunlar ama objektif değil, sübjektif değerlerdir; üçüncü şahısları bağlamaz. Kaldı ki aslına uygun yapılan istihare hatta sahih rüyalar dahi, İslam’da bilgi sebebi değildir


Bir önceki yazımda « makalem var.
admin

Doğru, Güzel ve Adil olan her şeyi sever, efendiliğe bayılır. Yalandan dolandan ikiyüzlülükten nefret eder.

ETİKETLER :

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?